22 Ekim 2017 Pazar

BAYGİDER Projeleriyle Gündemde

MİLLETİN VEKİLİ HASAN TURAN

27 Ekim 2015, 23:12
Bu makale 1077 kez okundu
LÜTFİ GÜNEŞ
 Sıcak bir Ağustos günü, Giresunluların fındıklarını topladıktan sonra pazara götürüp paralanacakları bir ay. İnsanlar bahçelerde harıl harıl çalışıp bir an önce emeklerinin karşılığını almak için uğraşıyorlar..
Fındıkların serili olduğu harmanin başında yabancı olduğu anlaşılan bir adam beliriyor. “Sinop’tan geliyorum, fındık ayı olması münasebetiyle yardım topluyorum; aksam yatacak bir yerim olmadığı için köylüler bu evi tarif ettiler, sizin evde kalabilir miyim?” diye soruyor.. Belinde hafif kamburu çıkmış, ellili yaşların üstünde gösteren; kirli sakalıyla, yamalı ceketten oluşan görüntüsü: ‘belli ki ihtiyacı var’ dedirtiyor…
 
Sanırım 1988  yılı yaz aylarından bir ayda, delikanlılığa ilk adim attığımız yıllardaydık. Cızırtılı belediye hoparlörlerinden anons yapılıyor: ‘Bugün saat 14 te başbakanımız beldemizi ziyarete gelecek, tüm halkımız davetlidir’ diye. Haliyle büyük küçük bütün halk çarsıya doluşuyoruz. İlce olmak, başbakanımızın vereceği müjdeye şahitlik etmek istiyoruz. Saatler geçip aksamın alacakaranlığı yavaş yavaş kendini hissettirmeye başlıyor. Ne gelen var ne giden! Acaba ‘selamsız bandosu’ gibi boşuna mı bekliyoruz? diye düşünürken başbakanın da içerisinde bulunduğu otobüs ufukta beliriyor ve hemen sonra belediye binasının önünde bekleyen kalabalık tarafından durduruluyor. Aksam karanlığı eşliğinde belediye reisimiz beldemizin ilce yapılacağı tarihi sözünü almak üzere otobüsün merdiveninden çıkıp içeri giriyor. Ön camda sarışın, alımlı bir bayan ve hemen yanında ufak tefek tombul yapılı bir adam gözüküyor. İnsanlar coşkuyla: “başbakanımız ilce olmak istiyoruz” diye bağırıyorlar; tabii ki biz de eşlik ediyoruz. Sloganımız belli ‘başbakanım Piraziz’i ilce yap!’ Derken arka taraflardan ince tiz bir çocuk sesi duyuluyor: “bu da bizim gibi bir insana benziyor” diyor. Çocuğun sesi kalabalığın gürültüsü arasından kaybolup gidiyor; fakat hafızamda hiç bir zaman unutulmayacak bir ezbere dönüşüyor. Demek ki o yıllarda milletvekilleri,bakanlar,hülasa başbakan insandan farklı başka varlıklar gibi telakki ediliyor.
Bundan yüzyıllar önce Horasan tarafından bir grup insan yasadıkları toprakları terk edip Karadeniz’e, Giresun-Ordu taraflarına geliyor. Gelincik kayası denilen mevkiye gelince, baslarındaki Şeyh İdris denilen zat-i muhterem: “bir ok atacağim,oraya otağımız kurulacak” diyor. Attığı oklardan bir tanesi su anda halen tekkesinin de bulunduğu Piraziz Şeyhli mahallesine; nam-i diğer ‘Şıhlı’ya düşüyor. İşte bu tarihten sonra bu topraklar islamla şerefleniyor. Sanki yüce yaratıcı: “seni bu topraklarda bereketli kılacak, soyundan da bereketli nesiller yetiştireceğim” der gibi, Şeyh İdris’in neslini adeta başarıdan başarıya koşturup ödüllendiriyor…
Hiç unutmam küçükken, dedelerimiz: “Çok mübarek bir zat imiş. Tekkesini yaptirdigi ağaçları O uyurken geceleri geyikler boynuzlarında taşırmış” diye mitolojik bir dille heyecanla anlatırlardı. Yine büyüklerimiz tarafından her daim söylenen hikayeye göre Şeyh İdris yayladayken yanındaki çobanı ölür ve köydeki adamlarına bir günlük mesafeden bağırır: ” Totak öldü bez getir, kazma kürek tez getir, koyuna da tuz getir” ve namaza niyet eder. Namazını bitirip selamı verdiğinde, az önce istediği şeylerin yanında olduğunu görürler.
Bunlara inanmayabilir, masal tadında hikaye olarak düşünebilirsiniz..O zaman, kestirmeden söyle anlatalım: Memlekette henüz okul ve okuryazar sayısı sayılıyken, Şeyh İdris’in torunlarından Sofu Mehmet efendinin gayretleriyle 1911 yılında o zamanki adıyla Rüştiye mektebi Şıhlı köyünde açılıyor. Yine 1960 li yıllarda henüz Piraziz’de dahi yokken, ‘uslular’ ve ‘büyükler ‘in gayretleri neticesinde bu köye Ortaokul açılıyorsa ; herhalde bu güzel verileri sadece şans ya da başka şeylerle izah edemezsiniz..
Giresun’un yetiştirdiği (bugün Türkiye, hatta dünyada kabul görmüş başarılı eğitim kurumlarıyla), özel eğitimin öncülerinden Enver Yücel bey bu köyde yetişip Türkiye’nin her yanına kök salıyor. Giresunlu hayırsever is adamımız Öner Hekim bey bu köyün çocuğu. Yine İstanbul Bahçeşehir belediye başkanlığı yapmış Kemal Aydin Bey Şıhlı köyünde doğup büyüyenlerden. Daha ismini sayamadığımız buranın suyundan içmiş, ekmeğinden yemiş bir cok değerli, başarılı sanayici, bilim adamları vs.. Sadede gelecek olursak; Şeyh İdris’in bereketli toprakları son olarak Hasan Turan Bey’in milletvekili seçilmesiyle ‘gabuğunu girip’ çevresini ve tüm Türkiye’yi aydınlatmaya devam edecek gibi görünüyor..
 
Hanimi anlatıyor: ” Bir aksam Hasan , yanında 3-4 kişiyle birlikte eve geldi, evimiz küçüktü. Gelenlerin kıyafetlerinden ‘gariban’ oldukları anlaşılıyordu. Bana yemek yapmamı ve bu arkadaşların bir müddet kendilerinde misafir olacağını söyledi. Ben de yanında getirdiği insanları tanıyamadığımı, bunların kim olduğunu sordum? ‘Valla hatun ben de tanımıyorum, kalmaya yerleri yokmuş, dernekten arkadaşlar beni tavsiye etmiş, alıp getirdim. Ben küçükken dedem köyümüze gelip, kalacak yeri olmayan garip ve kimsesizleri bizde misafir ederdi, aklıma o geldi’ dedi.”
Aksam evde televizyonu açıp, Ak Parti milletvekili aday listelerine bakıyorum. Sıra İstanbul’a geliyor: 1. bölge, 12.sirada tanıdık bir isim gözüme çarpıyor; Hasan Turan. Gözlerim buğulanıyor; memleketi Giresun için verdiği mücadele, yıllardır hemşerileri için yaptığı hizmetler gözümün önünden film şeridi gibi geçiyor.. Demek ki: “iyilik et at denize, balık bilmezse halik bilir”  sözü bos yere söylenmemiş. Görünen o ki bir aksilik olmazsa Hasan Turan yeni dönemde milletvekili olacak, sizin vekiliniz. Rahmetli anacığının ve tüm sevenlerinin dualarının kabul olduğu anlaşılıyor. Ailesi ve kendisi için zorlu, yorucu bir süreç asil simdi başlasa da; çalışmalarıyla Türkiye,Istanbul,Giresun,Piraziz,Şıhlı ve nihayet atası Şeyh İdris’e layık bir evlat olacağını umuyor ve diliyorum..
Lafı çok fazla uzatmadan son olarak, yıllar önce bir akşamüstü karanlık çökerken, kalabalığın arasından otobüsteki tombul başbakanı görünce şaşıran o çocuğa seslenmek istiyorum: “Ey çocuk! yolda,otobüste,kahvede,lokantada her nerede Hasan Turan’i görürsen korkmadan git o eli tut ve gerçekten senin,benim,bizim gibi bir insan eli olduğunu görecek,sicakligini hissedeceksin..
Merak edenler için belirteyim: Hasan Turan’ın basarisinin altında; adaylığını duyduğu anda adeta kendisi seçilecekmiş gibi sevinip heyecanlanan sevenlerinin, garibanların gözyaşları ve o yıllar önce yamalık ceketle evlerine misafirliğe gelen Sinoplu yoksul amcanın duası, yakarışları vardır. Son söz: Uğruna gözyaşı dökülen bir dava kutlu değilse bile önemli bir davadır. Yine, uğruna gözyaşı dökülen bir adam kıymetli bir adamdır. Hasan Turan meclise girip başarılı bir vekil olacak mı? Bunu zaman gösterecek amma velakin her şeyden önce O, iyi bir adamdır.
    Yorum yazmak için sitenin üst kısımdan giriş yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen olun!
HAVA DURUMU
Görüntülemek istediğiniz ili seçiniz:
Hangi Ülkenin Aracını Kullanıyorsunuz?

NAMAZ VAKİTLERİ
Görüntülemek istediğiniz ili seçiniz:
EN ÇOK YORUMLANANLAR
BUGÜN
BU HAFTA
BU AY
e-gazete
  • Haber Sistemi DEMO v5 - 08 Ekim 2011Manşeti
SENDE YAZ
Ziyaretçi Defteri
Ziyaretçi Defteri

Siz de yazmak istemez misiniz?

Ziyaretçi Defteri
ARŞİV